Herkese Merhaba!

Bu, “İstanbul’a sahip olma derdinde olanları” bir yana bırakıp,

Artık kendi yarınını seçmeye hazır olanlar için
gönülden bir çağrıdır!

 

Bilirsiniz,
bazılarımız için İstanbul’u konuşmak
hep heyecan vericidir.

Hani, “İstanbul benim atardamarlarımdan biridir” diyor ya,
İstanbul şairlerinden ünlü İlhan Berk…
Benim için de bu böyle…

Öyle bir kent ki İstanbul,
sakinlerine her daim yaşama sevinci aşılıyor.

Bu kadim şehir, tarihinin en zorlu dönemlerinde bile
umudun yeşermesine ve yarınların inşa edilmesine zemin olmuştur.

Şimdi de tam sırası! İstanbullu yeni şeyler duymak,
yeni bir dille sahici meseleleri konuşmak istiyor.

Yanlış olduğu son yıllarda iyice ortaya çıkan,
hepimizin kaybetmesine yol açan
eski tip politikalar iflas etti!

Patinaj yapıyor Türkiye ve haliyle İstanbul…

Siyaset kanalları tıkanmış,
temsiliyet bir avuç eski kafalıya kalmış,
dili bozuk ve ufuksuz siyasiler çözüm yerine kriz üretmekle meşgul.

İstanbul’da Siyasetten umudunu kestiği için
sandığa gitmeyen 2 Milyon seçmen var.

Çok vahim değil mi?
Hiçbir partinin mevcut sorunları
çözemeyeceğini inananların oranı %35’e dayanmış durumda!

Eski usul siyasetçiler dev küskünler ordusu oluşturdu.
Ayrıca sandıktaki protesto oyları yüzbinleri geçti.

Hamaset ve nefreti körükleyen söylemlerle
halk neredeyse iki farklı ülkenin evlatları gibi ayrıştırılmış.

Toplumu zorla iki ayrı tribüne iten
ve bu kamplaşmadan medet umanlar
kendi iktidarlarını sürdürmenin keyfini yaşıyor.

Bir taraf “İstanbul benim, geri alacağım” diyor,
diğer taraf da “vermeyeceğim artık benim” diyor.

Siyasi planlar halka hizmet için değil,
dev bütçeli bir şirketin hisse senetlerine sahip olmak için yapılıyor sanki.

Bu toplum bunu hak etmiyor.

Gençler, olup biteni hayretle izliyor.
Bu illüzyonun parçası olmak istemiyorlar.

Onlar bunca kayıptan sonra,
yarınını geri almak için birileri ellerini taşın altına koysun istiyorlar.

Onlar kimsenin yaşam tarzı, etnik kökeni, inancı,
mezhebi ve düşünce sistematiğini sorgulamıyorlar.

Gençler; üzerlerine mont alamayan,
iyi beslemeyen,
internete erişemeyen,
İstanbul’da barınamayan,
memlekete gidecek otobüs parası bulmayan
akranlarına çare üretilmesinin derdindeler.

Geçenlerde sosyal medyada gördüm;
Boğaziçili bir genç şöyle diyordu:

“temiz su içebilmek,
deprem sonrası evden sağ çıkabilmek
ve kültür sanat etkinliklerinden daha fazla yararlanmak istiyorum!”

Bunlar siyaset üstü yakarışlar!
Bu samimi dertleri duymayanlar başka neyi duyacak?
Yazıktır!

Gençler öyle temel meselelerde haklı isteklerde bulunuyor ki;

Ben işte onlar adına bu kent için, İstanbul için yola çıkıyorum.

Her 5 gençten 4’ü
bu toprakları terk etmek istiyor!

İstanbul’da yaşayan gençler, onların anneleri ve babaları, sistemin dışında kalmışlar.

Torpili olmayan herkes umudunu yitirmiş.
İstanbul’u, Türkiye’yi ve gençlerini kaybediyoruz.

En önemlisi de onların demokrasiye olan inancını kaybediyoruz.

Uzun uzun konuştuk genç arkadaşlarımla…
Birlikte bir karar verdik.
Bugüne kadar her kararımda onlar oldu.

Gençler haklı isteklerde bulunuyor ki,
bunları her gün dinliyor ve gözlüyorum:

İki kap yemek yiyemeyen, ısınamayan,
barınamayan, sokağa çıkamayanlar var.

Kör dövüşü yapanlar bunları görmüyor,
ama o gençler olup biteni çok iyi görüyor.

Bu yüzden yanlış giden işlere son vermek için
onlar adına birilerinin sorumluluk almasını istiyorlar.

Ve onlarla birlikte yeni bir karar aldık!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na
onlar adına
bağımsız aday oluyorum!

Genç, iyi eğitimli̇, samimi, alçakgönüllü,
yeni̇ fikirlere açık, dinamik bir kadro ile yürüyeceğiz.

Bütün gençleri bu kampanya süreçlerine katmak için
dijital demokrasiyi esas alacağız.

Artık, “her kararda sen varsın” diyeceğiz.

Yarınını seç mobil uygulamamızla bunun ilk adımını atıyoruz.

Konusunda uzman, iyi kariyerli yüzlerce insan,
gençlerle bir araya geldi ve hep birlikte çalıştık.

Kente ve gençlere iyi̇ gelecek projelerimiz var,
ayakları yere basan, muazzam işler ortaya çıkardık.
Kampanya süresince peyderpey açıklayacağız.

Bu işin vizyonla ilgili olduğunu,
aslında bu kentin ve ülkenin kaynaklarının
herkese yetecek kadar fazla olduğunu ispat edeceğiz.

Mesele, bu kentin katılımcı demokrasi ile yönetilerek,
sistemin tüm mağdurlarının sesinin duyulması
ve bu kentin rantının İstanbullu ile paylaşılması…

Şimdi̇ merak ediyorsunuz, kime yakınlar?
Kime karşılar? Hedefleri ne?

Hiç kafa karışıklığı yaşanmasına izin vermeyeceğiz,
tane tane söylememiz lazım:

Biz, siyasetteki “eski kafaya” karşıyız.

Bu ‘kafa’  bildiğiniz siyasi partilerde egemen olduğu için
hepsine alternatifiz.

Kullanım tarihi geçmiş klişe laflara,
aynı tezgâhtan çıkan boş sözlere karşıyız.

Yaptıkları eksik, yanlış ve geleceği karartan ayıplarını
örtmeye çalışanların tam karşısındayız.

Atatürk’ün yolunu sorgulayanı da,
dini değerlerimizi çıkarlarına kullanmaya çalışanı da
yanımızdan uzak tutuyoruz.

25 yıldır deprem korkusu yaşayan İstanbulluya
güvenilir konut sağlamayan,
Ama yıllardır AVM diye tutturanlara, karşıyız.

Biz artık karanlığı geçiyoruz ve yarınımızı seçiyoruz.

Bu, yerleşik siyasetin İstanbula kaybettirdiği yılları
geri kazanmak için son çağrı…

Korkutuluyorsunuz, “beka” diye, “emaneti geri alma” diye.
10 seçimdir bu son seçim diyorlar!

İstanbula köhne siyasetin hayal etmeye bile
cesaret edemeyeceği bir vizyon getirmek için
yeni bir başlangıç vakti.

Artık beyaz bir sayfa açma vakti.

İstanbul’un yarınını kazanma vakti.

Bugün, Artık İstanbul’un gençliğini geri almak için
bağımsız büyükşehir belediye başkanı adayınız olarak karşınızdayım.

Gençlik, yaşla ilgili değil…
Genç demek, üretken demek…

İnsanlar yaşadıkça, yaşlandıklarını sanıyorlar,
oysa yaşamadıkça yaşlanıyorlar…

İstanbul yaşanmaz bir şehir haline getirildi, yaşlandırıldı.

İstanbul’un gençleri bile yaşlandı.

Biz de hep beraber, bir güç birliği yapacağız.

İstanbul’a gençliğini geri kazandıracağız.
İstanbula umudunu geri kazandıracağız.
İstanbula geleceğini geri kazandıracağız.

Daha genç bir İstanbula, gençlerin imzasını atacağız.

Göreceksiniz, gençler bu seçimde iz bırakacaklar.

İstanbul’u değil, İstanbullu’nun geleceğini geri alacağız!

Bizim gibi düşünen herkese sözümüz net:

“Kendi seçmediğin her şeyi geç, yarınını seç”